T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Mareşal Fevzi Çakmak İlköğretim Okul Müdürlüğü Yakutiye/ERZURUM  
Ana Sayfa Atatürk Köşesi Mareşal Fevzi Çakmak Erzurum Misyonumuz Vizyonumuz e-OKUL İletişim
Ara
Bağlantılar
  • Okulumuz
  • Kadromuz
  • Rehberlik
  • Spor
  • Etkinliklerimiz
  • Belirli Gün ve Haftalar
  • İzcilerimiz

Bağlantılar
  • Onur Köşemiz
  • Dergimiz
  • Dökümanlar
  • Seminer
  • Oyunlar
  • Eskiler'den
  • Mesajlarınız
Bir Öğretmen
Bir Öğrenci
Duyurular

Anasayfa >> Seminerler

ÇEVRE İNCELEME RAPORU

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKÖĞRETİM OKULU COĞRAFİ KONUMU

          Erzurum’un kuzeyinde hafif meyilli bir arazi üzerinde bulunan Aşağı Sanayi Mahallesinin doğusunda Şehitler Tepesi, batısında Çağlar Mahallesi, kuzeyde Soğucak Köyü, güneyinde ise Yukarı Sanayi Mahallesi vardır.

Mareşal Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu İklim:

     Karasal iklimin hakimiyeti altındadır. Yeni kurulan bir bölge olması hasebiyle evlerin seyrek oluşu, ağaçların olmayışı, çevrenin kuzey yönünden rüzgara açık oluşu kışın karlı günlerde tipili, yazın kuru havalarda tozlu geçmesine sebep olur. Çevrenin soğukluğu halkın kış aylarında sıkıntı çekmesine neden olur. Kış mevsiminde rüzgarla birlikte yağan kar, çevre yolarını kapanmasına neden olmaktadır. Bu çevrede kış o kadar uzundur ki baharda yeşillik ancak mayıs ayı sonlarında görülür. Aşağı Sanayi Bölgesi şehir merkezine göre alçak kalması sebebiyle kışın kirli hava tabakası burada yoğunlaşır.

Bitki Örtüsü:

     Doğu Anadolu Bölgesi karasal iklim altında kaldığından dolayı burada yetişen bitki örtüsü kısıtlıdır. Erzurum ve çevresinde gece ve gündüz arası sıcaklık farkının fazla oluşu ve kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle vejetasyon kısa sürmektedir. Bu nedenle bu bölgede yaşayan halkın gayretiyle kavak ağacı ve sulak yerlerde söğüt ağacı yetiştirilmektedir. Yüksek yerlerde yüksek yapılı bitki örtüsü yokken anca karın fazla yağmadığı bahar mevsiminde ekin yapılmayan yerlerde ve ovalarda dağların zirvelerine kadar çayır bitkileri yetişir ve yaz mevsiminin ortalarında vejetasyonun kısa olmasıyla ömürlerini tamamlar. Ovalık yerlerde ise tarım bitkilerinden şeker pancarı, ayçiçeği, patates, arpa, buğday, fasulye gibi tarım bitkileri ekilip hasatı yapılmaktadır. Erzurum’un Tortum, Uzundere, Oltu, Olur, İspir kazaları Karadeniz Bölgesine yakın ve rakımın düşük olması dolayısıyla çok çeşitli bitki örtüsüne sahiptir.

Ekonomik Durum:

     Aşağın Sanayi Bölgesinde bulunan halkın genellikle köylerden şehre iş bulmak amacıyla gelen ailelerden oluşmaktadır. Bu nedenle bu mahallede ekonomik olarak düşük seviyede ailelerin sayısı oldukça fazladır. Köyle ilişkileri devam etmektedir. Kışlık ihtiyaçlarının çoğu köylerden gelmektedir. Çevrede yaşayan halkın çoğalmasıyla çeşitli ticari meslekler gelişmiştir. Küçük sanayinin dışında biriket, kömür fabrikası, Oral Et Entegere Tesisleri, Lever Deposu, İş İmkanları sağlamaktadır.

ERZURUM ÇEVRE İNCELEME PLANI (GENEL)

ERZURUM’UN TARİHÇESİ

     Bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak şeklinde isimlendirilen bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı tarih dönemlerinde Erzurum Ovası’nın batı bölümünde Erzen, Erzeron isimli bir şehrin var olduğu tarihi kaynaklarla sabittir. Bizans İmparatorlarından II. Teodosious (M.S. 408-450) zamanında Erzurum Ovası’nı doğudan gelen İran saldırılarından korumak amacıyla, Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir kale inşa edilmiş olup, kale içindeki şehre de imparatorun adına izafeten “ Teodosiopolis” adı verilmiştir. Bugünkü Erzurum şehrinin yerinde kurulmuş olan Karin (sonradan Teodosiopolis ) ile Erzurum Ovası’nın batı bölümündeki Erzen şehri iki ayrı şehirdir. Bizans kaynaklarında Teodosipolis olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Kalikala Arapça’da “Kali’nin ihsanı” anlamına gelmektedir. Arap tarihçilerden Belazuri (ölümü 892) ye göre, şehir bu adını kurucusundan almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir. Araplar bu isim kendilerine göre Kalikala şehrinde kullanmışlardır. M.S.1048 ‘de Doğu Anadolu’yu fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinal oğlu İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen (Arze) i zaptetmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki Kalikala’ya sığınmışlar ve şehre de Erzen adı vermişlerdir. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen şehrine ise Türkler , Kara Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve nihayet Karaz şeklinde söylene gelmiştir. Erzurum’la ilgili muhtelif tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır. Erzurum adı bu isimlerin halk dilinde kullanılmasına göre şekil almış ve günümüze kadar gelmiştir. Kuzey kesiminden Erzurum BİZANS DÖNEMİNDE ERZURUM Roma İmparatorluğunun M.S. 395’ de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır.M.S. 395’ den VII. yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin mücadeleleri olmuştur. M.S. 408 - 450yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine, bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir.O zamana kadar Kalikala olarak adlandırılan Erzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten Teodosiopolis şeklinde isimlendirilmiştir. Şehir ve çevresi 504 yılında İran’ dan gelen Sasanilerin eline geçmiş, ancak kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır.

SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM

      Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI. Yüzyılın başlarına rastlar. Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif kesimlerine yerleşmelerine imkan sağlamıştır. Selçuklular tarafından Erzurum ve çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı tarfından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yınal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır. Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden Erzurum Ovası’ nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir. 6 gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele geçirilmiştir.Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır. Erzen şehri bu kuşatmadan sora yıkılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek harabe şehir halini almıştır.Bu yıkımdan sonra şehre Kara Erzen denilmeye başlanmıştır.Bu sözcük, halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edilegelmiştir. Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.Ordusuyla Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir.Bu tarihten, Anadolu’ nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hakimiyetini getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Ebl – ul Kasım’ a verilmiştir.Eb – ul Kasım ,Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’ nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur. Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içine zamanla Bayburt , İspir, Koçmaz, Micingert, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve yerleşim yerleri dahil edilmiştir.

İLHANLILAR DÖNEMİNDE ERZURUM

      Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hakimiyeti altına girmesi,Gazan Mahmut Han zamanında ( 1304 – 1317 ) rastlar.Gazan Han’ dan sonra başa geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir. Bu döneminde yine bir çok tarihi eser inşa ettirildi. Olcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir Çoban’ ın oğlu Timurtaş’ a verildi.Emir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’ a kaçtı. Erzurumun yönetimi de sonradan Eretna Bey’ e verildi. 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti.

KARAKOYUNLULAR VE AKKOYUNLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM

      Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi.1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine son verdi.Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti.Bu sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur 1400’ de tekrar Erzurum’ a geldi.Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan geçirdi. Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve Akkoyunlularla, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu. Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi. Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının kılıçtan geçirildiği bilinmektedir.Bu saldırılar şu şekilde özetlenebilir. 1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zaptetti, ve kaleyi kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü. 1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi. 1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti. 1458 ve 1466’ da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında Erzurum’ dan geçti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu.

OSMANLI DÖNEMİNDE ERZURUM

      Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl sürdü.Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hakim olan kargaşa, yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terk etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştan başa imar edildi.Kanuni’ nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü. Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti.Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumundaydı. Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu Karadeniz Dağlarından Ordu’ daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı.Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden müteşekkildi.Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş – kali, Aşkale, Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi. Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan kaldırıldı.1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi, Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi.Artan İran baskıları karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir ettirdi. Osmanlı- Rus Savaşlarına sahne olan Aziziye Tabyası

MİLLİ MÜCADELEDE ERZURUM

      Anadolu'nun hiçbir yerinde I. Dünya Savaşı'nın dehşeti Erzurum'daki kadar görülmemiştir. Harp, göç, katliamlar, tifüs gibi çeşitli felaketler her şeyi yok etmişti. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi' nin imzalanmasıyla bölgede yeni bir durum ortaya çıkmış, mütarekenin 7 ve 24. maddeleri Erzurum halkını büyük bir telaş ve kuşkuya sevk etmiştir. Bu maddeler Vilayet-İ Şarkıye' yi adeta Ermenilere peşkeş çekiyordu. Doğu Anadolu'da Ermenilerin büyük Haycsdan (Ermenistan) idealleri karşısında Erzurum insanı kendi üzerine düşen milli görevi yerine getirerek, 10 Mart 1919'da Vilayet-i Şarkıye-i Müdataa-i Hukuk-u milliye Cemiyeti' nin bir şubesini Erzurum' da açtı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA

      İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır. Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı. Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti. Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919)

      Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşı’nın uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: “Vilâyat-ı Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler” şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler “Ermeni Vilâyetleri” olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbul’da, “Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”nin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919’da Erzurum’da bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadele’nin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur. Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. 23 Temmuz’da başlayıp, 7 Ağustos’a kadar süren kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir:
1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez;
2- İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır;
3- Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır.
4- Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir;
5- Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir;
6- Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır;
7- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez;
8- Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.

COĞRAFİ KONUMU

     Erzurum İli, 25066 Km2 yüz ölçüme sahip olup,Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey-Doğu kesiminde,Çoruh,Fırat ve Aras havzalarının başlangıç alanında, Kuzeyden Rize ve Artvin,Batıdan Bayburt ve Erzincan, Güneyden Bingöl,Muş ve Doğudan Kars,Ağrı ve Ardahan İllerinin çevrelediği bir ilimizdir.İl alanının % 64 ü dağlar, % 12 si yaylalar, % 20 si platolar ve % 4 ü de ovalardan oluşmaktadır. Erzurum'un kuzeyindeki Doğu Karadeniz sıradağları Karadeniz'e paralel devam eder.İklim ve bitki örtüsü değişikliği açısından bu sıra dağlar iki bölge arasındaki sınırı teşkil eder.Kuzey Anadolu Dağlarının iç sıraları Kop Dağlarından Doğuya doğru devam ederek Erzurum Ovasının kuzeyinde geni ş dağlık bir kütle oluşturur.Batıdan Karasu-Aras Dağlarından doğuya gidilerek Dumanlı,Sakal tutan ve şehri güneyden çevreleyen Palandöken Dağları'na ulaşılır. Ovalık alanlar daha çok Karasu-Aras havzasında yer alır.l750-1900 m.rakıma sahip Erzurum Ovası,Karasu Irmağı'nın güneyinden başlayarak Daphan,Ilıca,Gez Ovası ve nihayet şehir merkezinin kurulu olduğu alanı kaplar.Ovadan doğuya doğru gidildikçe Aras havzası üzerinde Pasinler Ovası ve Hınıs Çayının vadi tabanını kaplayan Hınıs Ovası'na varılır. Hayvancılık açısından ilimizdeki yaylalar büyük bir öneme sahiptir.Tekman Yaylasının güneyindeki Palandöken ve Sakaltutan Yaylaları ile Aşkale'nin kuzeyinden İspir ve Tortum'a uzanan Kopdağı,Dumlu,Kargapazarı ve Mescit Dağlarının üzerinde geniş ve elverişli yaylalar mevcuttur.Ayrıca ilimize komşu Ardahan yaylalarının güneyinde kalan büyük bir bölümü Olur ilçemiz sınırları içerisinde kalmaktadır.Çoruh,Aras ve karasu havzalarının oluşturduğu derin vadiler Doğu-Batı yönünde ovalık alanlara kadar uzanırlar.

ARAZİ VARLIĞI

      2.506.000 hektar yüzölçümü ile Türkiye topraklarının % 3.2 sini oluşturan Erzurum İlindeki arazi dağılımına, ilin topoğrafik ve iklim şartları önemli ölçüde etki eder.Çayır Mera alanlarının Türkiye toplam arazi varlığı içindeki payının % 30 lar civarında oluşu, mevcut çayır ve mera'ların ülkemiz hayvancılığı açısından önemini daha da arttırmaktadır.1.622.520 Ha. Olan toplam Çayır-Mera alanları ilimiz toplam yüzölçümünün % 64.72 sini oluşturmaktadır. Çayır ve Mera alanlarının bu denli fazla olmasına karşın, havza ,vadi tabanı ve ovalık yerlerde yoğunlaşan bitkisel üretimimiz, vejetasyon süresi, sulama imkanları ve mekanizasyon eksikliği gibi olumsuz etkenlerden dolayı istenen seviyelerde değildir.Tarıma elverişli arazinin (460.252 Ha.)toplam il alanına oranı % 18.36 civarındadır. İlimizin orman alanı varlığı (221.525 Ha.)hem il toplam alanı içindeki payı (% 8.83 Ha.) hem de verimli orman potansiyeli açısından ekonomik öneme sahip değildir.Bir diğer büyük arazi grubundan olan "tarıma elverişsiz olan araziler" l79.416 Ha.kayalık ve taşlıklardan oluşmaktadır.

AKARSULAR:

      İl topraklarının doğu yarısı, Hazarakaçlama Havzası içinde kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise, Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle oluşan Çoruh ırmağı toplar.

GÖLLER:

      İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km² kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken Göleti (22 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (14.2 km²) başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.

BİTKİSEL ÜRETİMİ

      İlimiz toplam yüzölçümünün ancak % 8.7 sini oluşturan tarla arazisi ve yine % 2.8 lik paya sahip nadas alanları daha çok Aşkale,Erzurum ve Pasinler Ovasında yer alır. İlimizde en fazla ekimi yapılan tahıl buğdaydır.Hayvan yemi olarak kullanılan arpa ve çavdar en yaygın olan bir diğer tahıl grubudur. Yine endüstri bitkilerinden şekerpancarı, patates ve ayçiçeği tarımı ekilen alan ve üretim açısından önemlidir.Yem bitkilerinden yonca, korunga ve fiğ ekim alanlarının tarla arazisi içerisindeki oranı % l6 dır.Birim alan verimlilikleri açısından yem bitkileri üretimimiz Türkiye ortalamasının üzerindedir.

NÜFUS VE SOSYAL DURUMU

      Erzurum ili, bir İl Merkezi, l8 İlçe Merkezi, 16 Belde ve 1035 Muhtarlık biriminden oluşmaktadır. 1927 yılında yapılan ilk genel nüfus sayımında ilin nüfusu 270.426 iken 2000 yılı nüfus sayımında bu sayı 890.094 olmuştur. İlk ve son sayımlar arasındaki artış, büyük ölçüde İl Merkezindeki nüfusun artışından kaynaklanmaktadır. Bunun en belirgin sebebi ise :Şehir Merkezinde sunulan hizmetlerin yoğunluğu, inşaat yatırımları ve Ticaret ve Sanayideki gelişmelerdir. En fazla göç veren iller arasında bulunan İlimizde, göçler genellikle kırsal kesimden , sanayi ve endüstriyel gelişimini tamamlamış bölge ve kentlere yönelmiştir. İlin genel yapısı incelendiğinde en gençten en yaşlıya doğru yaş gruplarının düzenli bir azalma gösterdiği gözlenir. Bu istatistik ildeki genç nüfusun oldukça yoğun olduğunun göstergesidir. Doğal nüfus artış hızının (% 3.3 ), Türkiye ortalamasının (2.3) bir hayli üzerinde seyretmesi ve bununla ilişkili olarak çalışabilir durumdaki kesimin istihdamını karşılayacak yatırım harcamalarının yetersizliği, ildeki işsizlik oranının yüksek olmasına sebep olmaktadır. Üstelik ildeki Tarım ve Hayvancılık faaliyetlerinin yılın belli bir devresinde çok yoğun ,diğer zamanlarda nispeten daha az oluşu kırsal kesimde yaşayan yoğun bir potansiyelin "gizli işsiz" olarak sınıflandırılmasına sebep olmaktadır. Erzurum İli genelinde öğretimin tüm aşamasındaki okullaşma oranı, Doğu Anadolu Bölgesindeki bir çok ilden fazla olmasına karşın Türkiye ortalamasının altındadır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

      Erzurum İlinin büyük kısmı tabii step sahalarını içine alır. Erzurum merkezini güneyden kuşatan Palandöken silsilelerindeki ormanın tabii hududu 1900-2000m olmakla beraber, bazı tarihi deliller ve orman kalıntıları (Palandöken silsilesinin doğu kısımları) bitki örtüsünün insan eliyle çok eski devirlerden tahrip edildiğini göstermektedir. Ayrıca dağ yamaçları ve tepelerde mer'aların fakirliği de dikkat çekicidir.

ERZURUM MUTFAĞI:

      Anadolu'nun her yöresinin kendine ait yöresel bir mutfağı vardır. Erzurum'da zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Bunlardan lor dolması, kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ kebabı bu mutfağın baş yemekleridir. Erzurum'a yolu düşenlere bu yemekleri, özellikle meşhur Tortum Cağ kebabını tatmalarını özellikle tavsiye ederiz.

DOĞAL, KÜLTÜREL VE TURİSTİK MERKEZLERİ

     

Çermikler (Hasankale Kaplıcaları)

      Pasinler Kalesinin güneyinde Hasankale çayının iki yanında birbirlerinden yaklaşık 50 m uzaklıkta yanyana iki ılıca bulunmaktadır Güneyindekine "Büyük Çermik" kuzeydekine "Küçük Çermik" denilmektedir.

Büyük Çermik:

      Kitabesine göre 1565 yılında Dulkadiroğullarından Şah Bey tarafından yaptırılmış olan yapının içinde şifalı soğuk su kaynağı bulunmakta olup üzeri 14.50 m çapında bir kubbeyle örtülüdür. 1749 yılında Sultan 1. Murad tarafından onartılarak eklemeler yapılmıştır.

Küçük Çermik:

      Büyük Çermik' in 50 m. kadar kuzeyinde Hasankale çayının diğer kıyısındadır. Ortasındaki 1.5 m. derinlikteki havuzu örten 8 m. boyutlarında kubbeli bir mekân bulunmaktadır. Küçük Çermik' i Şah Bey' in kardeşi Mirza Ali’ nin yaptırdığı kabul edilmektedir.

Ilıca Kaplıcaları:

      Selçuklular tarafından yaptırılan kaplıca, 1965 yılında İller Bankası tararından tekrar inşa edilmiş, banyo kısımları ve havuz önlerine hamam eklenmiştir.

Müze

      1942 yılında Çifte Minareli Medrese' de faaliyete geçen Erzurum Müzesi, 1967 yılında yeni binasına taşınmıştır. Bugüne kadar çeşitli yollarla çevreden toplanan arkeolojik ve etnoğrafik eserlerle oluşturulmuştur. Arkeolojik eserlerin çoğunu Karaz, Pulur ve Güzelova buluntuları teşkil eder. Burada Taş Çağı aletleri. Tunç çağı çanak çömlekleri, kutsal ocakları, bahalar, Urartu kapları, madeni levhalar ve Klasik, Roma, Bizans çağlarına ait küçük buluntular yer alır. Etnoğrafik eserler salonunda, değerli altın, gümüş eserler, kemerler, başlıklar, yüzükler, bilezikler, giyim eşyaları, yazma kitaplar, sikkeler vb. görmek mümkündür.

Palandöken Kayak Tesisleri

      Uluslararası Kayak Federasyonunca dünyanın ikinci büyük kayak merkezi olarak nitelendirilen Palandöken dağındaki 6.5 km.'lik profesyonel kayak merkezi yılın 180 günü (Kasım' dan Haziran' a kadar) kayak yapma imkânı tanımaktadır. İlk olarak Kiremitlik mevkiindeki bir salon, bir atlama trampleni, küçük bir de kayak eviyle faaliyete geçen kayak tesisleri, zamanla bu ihtiyaca cevap veremeyince pist ve tesisler Hınıs boğazına doğru genişletilmiştir.

Tortum Şelâlesi

      Bu doğu harikası, Erzurum ilinin 103 km. kuzeyinde, Tortum gülünün kuzey kenarındadır. Çağlayan da dahil, bu çevrede çok yüksek bir su sporları (rafting) ve dağ sporları (kamping) turizmi potansiyeli vardır. 48.5 m. den dökülen çağlayanın heybeti, görkemli bir doğa manzarası sergilemekledir.

GİYİM KUŞAM ve HALK OYUNLARI

A- GİYİM KUŞAM

      Her çevrenin kendine özgü ortak hareket tarzı vardır. Bu ortak zevk giysilere de yansımıştır. Erzurum giysilerini, yöresel giysiler ve oyun giysileri olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz:

Yöresel Giysiler

      Eski Erzurum’ da giysilerin giyim ve hazırlanması “abacı” denilen esnaf tarafından dikilirdi. Kıyafet kanunundan önce (1925) kullanılan ve bugün bir çoğu unutulmuş olan giyim-kuşam eşyası arasında; kalpaklar, serhatlık (silahlık), kuşaklar, gömlekler, kazekiler, zığvalar, şalvarlar, yelekler vb. sayılabilir.

     Geçmişte Erzurum’ da kadın giysileri de yöresel özellikler taşır. “Üç etek” ve “kadama” denilen bindallı elbiseler en yaygın olanlardı.

Oyun Giysileri

      Erzurum halk oyunlarında kullanılan giysiler, mor ve beyazla süslenmiştir. Dağ ve kır güzelliklerinin bilinçli bir şekilde giysilerde motiflendiği görülür. Erzurum barlarında giyilen giysileri erkek ve kadın giysileri diye iki başlık altında toplayabiliriz:

Erkek Giysileri

     
- Cistik: Bar oynarken ayağa giyilen ayakkabı.
- Zığva: Uçkurlu, beli lacivert kumaştan yapılan şalvar.
- Yelek: Kenarları ve cep ağızları siyak kaytanla süslenmiştir.
- Gömlek (işlik): Beyaz renkli dik yakalıdır.
- Kazeki: Uzun kallo kısa cekettir. Kolları geniş kaytanla süslüdür.
- Kuşak (şal): Renkli ipliklerden örülmüştür. Bele sarılır.
- Gümüş köstek: Yeleğin üstüne takılan bir nevi aksesuardır.
- Bazubent: Kola takılır, boncuktan örülür, içerisine ayet konur.
- Mendil: Barbaşı veya pöçük oyunsusunun elinde bulunur.
- Diğer Aksesuarlar: Zıbın (içlik), yün çorap, çapula, yemeni vb.

Kadın Giysileri

     
- Bindallı: Kadife üzerine simle Türk motifleri işlenen giysidir.
- Leçek (yazma): Pullar ve boncuklarla süslü baş örtüsüdür.
- Gümüş Kemer: Üzerinde muhtelif işlemeler olan, çengellerle birbirine bağlanan, gümüşten yapılmış kemerdir.
- Papuç: Yumuşak deriden yapılmış olan, oyunda giyilen ayakkabıdır.
- Dizleme: Beyaz yünden örülmüş, diz kapaklarına kadar uzanan çoraptır.
- Mendil ve Diğer Aksesuarlar: Mendil, barbaşı ve pöçük oyuncusunda bulunur. Ayrıca aksesuar olarak boyuna, beşibirlik, altıntaş (toplu), oltu taşı, işleme kolye, burma bilezik, parmaklara da altın yüzük takılır.

HALK OYUNLARI (BARLARI)

      Erzurum ve çevresinde oynana halk oyunlarına “bar “denir. Bar, davul-zurna eşliğinde açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde oynanır. Açık barda, oyuncular birbirlerine uzak durarak dağılır ve el ele tutuşurlar. Kapalı barda ise, oyuncular birbirlerinin bellerini kavrayarak dizilirler.

Erkhek Barları

      En çok oynana erkek barları, başbar, dikine bar, hoş bilezik, daldan dala, çingeneler, tanzara, deliloy, temirağa, turna, hançer barı vb. barlar vardır.

Kadın Barları

      Erzurum ve çevresinde oynana kadın barlarından en önemlileri şunlardır: Çift beyaz güvercin, tersine, Bayburt sallaması, aşağıdan gelirem, habudiyar , atın üstünde eğer vb.

BAR

Yüzyılların ardından kopup gelen bir vakar.
Kahramanlık, yiğitlik, erlik destanıdır bar.
Bu oyunda gör bizi, geçme sakın ıraktan.
Gözün varsa seçersin, bar'da karayı ak'tan.
Bir savaş seyri vardır, dadaşın her bar'ında.
Görünce kanın kaynar, o an damarlarında.
Doyum olmaz bir görsen, Köroğlu'nun barı'nı
Güvenirsin görünce, düşünmezsin yarını.
Dumlu'dan taa Basra'ya çağlayan selimiz var.
Bahtımız kara değil, bugün Karasu kadar.
Bingöl yaratmadı mı, kan çağlayan Aras'ı ?
Hazar çalkalanırken, kanar Türk'ün yarası.
Aman Aras, han Aras, Bingöl'den kalkan Aras.
Al başımdan sevdanı, Hazar'da çalkan Aras.
Dadaş, çelik bir yaydır, onu germeye gelmez.
Çağlayan bir sel olur, dağlara da baş eğmez.
Yayla bulutu gibi, yükselir yavaş yavaş.
Sonra birden sel olur, köpürür coşar dadaş.
Doğu'nun sınır taşı, Erzurum'un dadaşı.
Efesi var İzmir'in, eğilmez Türk'ün başı.

Bar başlıyor!
Barbaşı sallarken mendilini
Gözüne al dadaşım, gönülden sevdiğini.
Dinle, davul ne diyor dan dan dan.
Ben bu sese vurgunam, can can can.
Canlar yurdundur elbet, her can vatana kurban.
Atalar ,yurt sevmeyi davuldan öğrendiler.
Bu ilk bar'ın adına sarhoş barı dediler.
Elele tutuştular,
Dadaşlar ağır ağır bir halka çevirdiler.
Yurda kurban yiğitler, bu halkaya girdiler.
Gönülden tutuşanlar, hepsi de sarhoştular
Seven sarhoştur elbet, içse de içmese de.
Ses yok, donmuş dudaklar, gözler şimşekleniyor.
Kırat kişniyor, neden toprakları eşiyor?
Dan dan dan
Kanlar kaynaştıran bir ses çıktı zurnadan
Dağlar gibi dadaşlar, kımıldandı durmadan
Tanrım, bu ne duruştur, gözler şimşekleşiyor
Ufuk bayraklaştı, cihan dalgalanıyor.
Silkin Ey Palandöken, dök başından kar'ını
Dadaş oynarken, senin gösterir vakarını
Vur !davulcu, candan coşsun dadaşım
Çal zurnacı, oynasın dadaş, dönüyor başım.

C-ERZURUM'DA TURİZM

      Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzeydoğu kesiminde yer alan ilimiz 25066 Km2'lik alanıyla Bölgenin en büyük İlidir (Kapladığı alan itibariyle). Çoruh Fırat ve Aras havzalarının başlangıç noktasında yer alan il,Kuzeyde Rize,Artvin batıda Bayburt ve Erzincan,güneyde Bingöl ve Muş doğuda Kars ve Ağrı kuzeydoğuda Ardahan ve Kuzeybatıda Trabzon ile komşudur.

     Erzurum'da "Turizmin Çeşitlendirilmiş" potansiyelim aşağıdaki başlıklar altında sıralayabiliriz.
1-Kültür Turizmi
2-înanç Turizmi
3-Termal Turizmi
4-Akarsu Sporları (Rafting) ve Doğa Yürüyüşleri
5-Kış Turizmi

Kültür Turizm

      Turizm olayım meydana getiren önemli sebeplerden biriside farklı kültürlerin ve uygarlıkların kalıntılarının,izlerini görme isteğidir. Çeşitleri kavimlere ait Milletlerin bir çok Devlet kurduğu Anadoluda muhtelief uygarlıklara ait tarihi ve kültürel kalıntıların önemli bir bölümüde Erzurumda bulunmaktadır.

     Erzurum'a turist çeken eserlerin en önemlileri merkez ilçede bulunmaktadır.Bu eserleri şöyle sıralayabiliriz:

     Erzurum Arkeoloji Müzesi, Erzurum Kalesi, Saat Kulesi(Tepsi Minare), Kale Mescidi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Camii, Üç Kümbetler, Yakutiye Medresesi, Rüstem Paşa Bedesteni (Taş Han), Lala Paşa Camii, Gümüşlü Kümbet(Kentin doğusunda Kars Kapı civarında bulunan Kümbet.), Karanlık Kümbet(Devrişağa Mahallesindeki kümbet),Cimcime Sultan Kümbeti(Cumhuriyet caddesinde Ulu Cami'nin kuzeyindeki kümbet)Rabiahatun Kümbeti(Hasan Basri Mahallesindedir)

Kış Turizmi

      Palandöken’e tırmanış;

     Palandöken Dağları Erzurum'un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır.Dağların yükseltileri tabanda 2000 m den başlayarak 3176 m ye kadar çıkar Erzurum/ Palandöken dağlarında üç bölgede kaya sporuna en uygun alanlar olarak tespit edilmiştir.

     Bu bölgede tespit edilen üç alan uluslararası kayak merkezi geliştirmek üzere potansiyeli belirlenecek alanlar olarak tanımlanmıştır. Üç alan üzerinde günde toplam 32.000 kişinin kayak yapabileceği,uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6000 kişinin doğrudan istihdam edilebileceği öngörülmektedir.Bunlar Erzurum Boğazı,Gez Yaylası,Konaklı alt bölgeleridir.

Cirit

      Türkler tarih sahnesine çıktıkları günden beri atlı sporlara çok önem vermişlerdir. Bu gelenek Alparslan’ ın 1071 de Orta Asya Türklerine Anadolu’ nun kapılarım açtığı günden bu yana Erzurum'da da devam etmiştir. Ciritte asıl unsur cirit atları üç yaşından itibaren eğitilmeye başlanılır, önce ağzı kantarlaya, dizgine daha sonra sırtı eyere alıştırılır, üstüne binilecek duruma gelen taylara cirit oyunu sırasında ne zaman koşacağı, nerede duracağı, ne zaman hangi tarafa döneceği eğitimle öğretilir ki binicinin her hareketi yetişmiş bir at için bir işarettir. Ciritte Erlik yaşar, Mertlik yaşar, Sportmenlik yaşar, ama her şeyden önce bir tarih yaşar. Oda; Bir tarih olan Erzurum'da yaşar. Orta Asya'dan Anadolu'ya At sırtında gelir Erzurum kapısından

EKONOMİSİ

      Erzurum’da mevcut ekonomik durum üç sektör (tarım, sanayi ve hizmetler) çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tarım Sektörü

      Tarım sektörü bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri ve ormancılık olmak üzere dört ana başlık altında ele alınır. Toplam 25 066 Km2 yüzölçümüne sahip il arazisinin %56. 2'si dik, %23. 8'i orta eğimli, '%14’ü sarp °/o5. 9'u düz bir konuma sahiptir. Tarımsal amaçlı kullanılabilir arazinin içerisindeki payı %15. 17'dir. Ancak bu alanın da tamamı bölge çiftçileri tarafından kullanılamamaktadır. 1977 yılında bu alanın %73. 2'si tarımsal üretim amacıyla kullanılmıştır. Kullanılan bu alanında %38'i sulu %62'si ise kuru tarım arazisidir. Arazinin kullanım biçimi, coğrafi şartlar ve iklim koşulları dikkate alındığında ilde seracılıktan genel tarla ziraatına meyvecilikten sebzeciliğe ve su ürünlerinden hayvancılığa, tarımın hemen hemen tüm alanlarında faaliyetler yürütülebilmektedir.

Sanayi

      Erzurum'da sanayileşme çabaları günümüze kadar olan dönemde istenen gelişmeyi gösterememiş, il hem kamu hem de özel sektör açısından uygun bir sanayi merkezi konumuna gelememiştir. 1979-1986 döneminde sanayinin alt sektörü olan enerji sektörü ilin GSYIH'sı içinde %0, 98'lik bir paya sahip iken, madencilik sektörünün payı %1. 45, imalat sanayinin payı da %24 olarak gerçekleşmiştir, imalat sanayinin payında yıllar itibariyle dalgalanmalar olmasına rağmen, giderek arttığı görülmektedir. Ancak il imalat sanayinin katma değerinin Türkiye imalat sanayi katma değeri içindeki payı giderek azalmaktadır. îl de faaliyet gösteren imalat sanayi işletmelerinden %79'u tarıma dayalı sanayi işletmeleridir.

Hizmetler Sektörü

      Erzurum ili hizmetler sektörünü;ulaştırma, inşaat, turizm, bankacılık, eğitim, sağlık ve ticaret sektörü olarak yedi alt başlık altında incelemek mümkündür. Ulaştırma sektörü;kara, hava, deniz ve demiryolları taşımacılık faaliyetleri ile haberleşme, radyo ve televizyon sistemlerinin teknik, ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak kurulup geliştirilmesi ve yürütülmesi faaliyetlerini kapsar. Erzurum'da diğer illere taşımacılık faaliyeti karayolu, havayolu ve demiryolu ile yapılmaktadır. Bunlardan en önemlisi karayoluyla yapılan taşımacılıktır. Erzurum İI sınırları içinde 1125 km. devlet, 563 km. il yolu olmak üzere toplam 1688 km kara yolu mevcuttur.

NÜFUS:

      Erzurum, arazi büyüklüğüne koşut bir nüfus barındırmaz. Gerçi 1927’ de 270.400 dolayında olan il nüfusu, 2000 yılı itibariyle, 942.300’ e ulaşmıştı. Demekki, 73 yıllık teorik artış, 3.5 katı dolayında gerçekleşmişti. Ancak, bu süre içinde Türkiye nüfusunun beş kat dolayında arttığı hatırlanırsa, il nüfusunun yavaş artmakta olduğu anlaşılır. Bu durum ilin nüfus yoğunluklarına da yansımıştır. Örneğin, 1927’ de km² başına 10.8 kişi düşerken (Türkiye 16.7), 2000 yılında bu yoğunluk 37.6’ ya çıkabilmişti (Türkiye 79.8 idi). İl nüfusunun az oluşu, nüfus artış hızının düşük olmasıyla ilgili değildir. Aksine, gerek ilde ve gerekse Doğu Anadolu’ da doğal nüfus artış hızı, Türkiye ortalamasının (2000’ de % 1.5) çok üstündedir (1950’ de % 3, 2000’ de % 2.6 kadardı). Artışın çok yavaş cereyan etmesinde esas rolü, ilden göçler oynamaktadır. Gerçekten de, 1950-2000 devresinde ilden ayrılarak başka ilde oturan nüfus, yaklaşık 490.000’ i bulmuştu. İl dahilinde en büyük kent, Erzurum’ dur. Kentin nüfusu, 1927’ de 30.800 iken, ilk kez 1965’ de 100.000’ i aşmıştı (105.300 kadar). Giderek büyüyen nüfus, 1980’ de 200.7 bin, 1997’ de 298.7 bin ve 2000’ de ise 367.000 dolayına yükselmişti.

ERZURUM’ A ŞİİRLER


ERZURUM TÜRKÜSÜ

      Dinleyin ağalar, tarif edeyim
Pek beğendim, hoş mekanı Erzurum.
Yedi iklim çar köşede bulunmaz,
Söylenir dillerde şanı Erzurum.

Yiğitleri vardır, bozkurt yelişli
Dımışkı kolçaklı belleri şişli
Hazaran kalkanlı eğri kılıçlı
Dümana vardır meydana Erzurum.

Sahraya yayılmış hoştur havası.
Çevre yanın almış bülbül sadası.
Erenlerin anda vardır duası.
Vardır bir Abdurrahman-ı Erzurum

Aşk dolusun içtim suyu neylerim .
İnüp aşkın deryasını boylarım.
Ben Aşık Garib’im tarif eylerim
Vardır önünde bir kanı Ezrurum.

Aşık Garip


ERZURUM

      Aşıklar Diyarı Erzurum ili,
Emrah’ın aşından tadanlar bilir.
Cennet Pınarının zemzem suları,
Katre katre suyun yudanlar bilir.

Palandöken erken alır güneşi,
Kükrer yiğitleri, coşar dadaşı,
Çiçekli,çimenli Dumlu’nun başı,
Çekip yaylasına gidenler bilir.

Veysel der dağları yiğitler bekler.
Şehitler karnında açar çiçekler.
Yeryüzünde olan her türlü renkler.
Saf boyasın tespit edenler bilir.

Aşık VEYSEL


DADAŞ

      Dediler; “davranma,düştün kapana,
Ya çek bıçağını,ya gel amana!”
Dedim ki; “Dadaşı doğuran ana,
Taşır mı karnında eğilecek baş?”

Bilmem ki öldü mü?, kaldı mı diri?
Kanla temizlendi elimin kiri.
Koyu karanlıkta haykırdı biri,
Dedi ki; “ben ettim, sen etmem Dadaş!”

Yerine gelmişti Dadaşın andı,
Kamayı parlattım yüreğim yandı,
Kurtulan, kancıkça pusu kurandı,
Elimde ölene döküyorum yaş

Kemalettin KAMU


ERZURUM’DA YAZ AKŞAMI

      İki mevsim iç içe, bir gözde iki bakış;
Yaz eteklerde kaldı, göründü başlarda kış;
Tepelerde eflatun, mor, al bir kar başladı;
Tepeler omuz omuza bir ağır bar başladı.
Ağır aksak, belirsiz, bir ileri- bir geri.
Arıyorlar neşeği, eziyorlar kederi.
Bulut bayraklarını geriyor ufka zafer.
Minareler oynayıp, kubbeleri dövseler,
Kerpiçler yer verecek ürperip devrilecek,
Oynatacak her mezar taşını bir zemberek,
Hayat silkip atacak şu ölüm denen yası
Ve raksa kalkacaktır Aziziye Tabyası…
Tarihin sinesinde yatmış, uzanmış şehir,
Temur Ağa Barı’nın uzun vakfesindedir.
İki davul gümbürtüsü onu yerden olacak
Dikliğine dik bağlar bile hayran kalacak!
Kalk Dumlu’dan aş artık,kalk Kop’a doğru şahlan
Ey kapaklanmış yatan toprak renkli küheylan.
Kimse bilmez durgunluk hızlanışa alamet
Bekleme kıyameti,malul gazi, kıyam et!
Toprak kümelerine baktıkça ey Erzurum;
Topraktan yoğrulan ilk ceddini anıyorum.
Bil ki, ilmi irfanı garpli olan bu başın;
Kanı bir Dadaşındır,yüreği bir Dadaşın.
Tek devadır bu yanan anlıma Kop’taki kar
Hislerim sürü sürü Pasin Ovasındalar.

Behçet Kemal Çağlar


ERZURUM TABYALARINDAN

      Birşimşek çakıyor, yine bir şimşek,
Çakıyor Erzurum tabyalarından!
Dizilmiş Nâme'ler, Nineler tek tek,
Bakıyor Erzurum tabyalarından.

Yediden yetmişe, tek vücut, tek can;
Erzurum bir sevda, Erzurum vatan!
Taptaze bir yara gibi hep o kan,
Akıyor Erzurum tabyalarından.

Bu sevda bir sel ki teşnedir kine,
Bir kez kabardı mı sığmaz bendine...
Bu sevda, yıllardır bizi kendine,
Çekiyor Erzurum tabyalarından.

Ahmet Muhtar Paşa’m, al bizi yürüt!
Küffarın kökünü yeniden kurut!
Dün bugün misali halâ kan, barut,
Kokuyor Erzurum tabyalarından.

Dadaşıma artık; ha ateş, ha kar,
Burada savaşın adı; 'KANLI BAR'.
Ovaya sis değil, mücahit rûhlar,
Çöküyor Erzurum tabyalarından.

Gökler alev alev, yer bayrak bayrak,
Ya şu ufuklara, su dağlara bak!
Bu gece dünyaya başka bir şafak
Söküyor Erzurum tabyalarından.

Bekir Sıtkı’m, şaşma nice bir tarih!
Gündüzü bir tarih, gece bir tarih;
Destanı sen değil, koca bir tarih,
Okuyor Erzurum tabyalarından.


ULAŞIM

     Erzurum ilinin ulaşımı karayolu, havayolu ve demiryolu ile yapılmaktadır.

     İlimizin eski ipek Yolu üzerinde bulunması nedeniyle; karayolu ağırlık kazanmakta olup, Avrupa ülkelerinden Asya ülkelerine yapılan yolcu ve eşya (TIR) taşımaları ilimizden geçen E 80 Karayoluyla yapılmaktadır.

     Ayrıca, ilimizden havayoluyla Ankara ve İstanbul' a direkt seferler olup, diğer illere ise aktarmalı olarak uçak seferleri düzenlenmektedir.

     Demiryolları ile Erzurum-Kars ve Erzurum-Erzincan istikametlerine düzenli olarak yolcu ve eşya taşımacılığı yapılmaktadır.


KARAYOLLARI

     Erzurum ili konum itibariyle komşu illerin karayollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır.

     İlimiz; doğuda Kars, Ağrı, Ardahan, batıda Erzincan, güneyde Bingöl ve Muş; kuzeyde ise Bayburt, Rize ve Artvin illeriyle karayolu bağlantısına sahiptir.

     Bu illerle ulaşım; ağır kış şartlarına rağmen kar mücadele ekiplerinin yoğun çalışmaları sonucunda, aralıksız sağlanmaktadır.

     Erzurum ili sınırları içerisinde 1125 Km. devlet, 563 km. il yolu olmak üzere toplam 1688 km. karayolu mevcuttur.


DEMİRYOLU TAŞIMACILIĞI

     İlimizin komşu illerle demiryolu bağlantısı 1939 yılında sağlanmış olup, ilimiz hudutları içindeki demiryolu ağı 200 km' dir. İlimizin Erzincan, Kars ve Malatya illeriyle direkt demiryolu bağlantısı vardır.


HAVAYOLU TAŞIMACILIĞI

     Hava trafiğine 1966 yılında açılan Erzurum Havaalanı, Türk Hava Kuvvetleri ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasında İmzalanan protokole göre sivil ve askeri uçuşlara, 1993 yılından beri de uluslararası hava trafiğine açılmıştır- Şehir merkezine 10 km. mesafede bir havaalanıdır. Erzurum havaalanında 3810/30 ve 3810/45 m ölçülerinde iki adet pist mevcuttur. Pistin yıllık kapasitesi 17.000 adet uçağın iniş ve kalkışma müsaittir. Yıllar itibariyle artış gösteren bu kapasite 1997 yılı için 2200'dür. Ayrıca 140/70 m. ölçülerinde iki uçak kapasiteli apron mevcuttur. Rakım 1757 metredir.


YERALTI ZENGİNLİKLERİ

     Yeraltı zenginlikleri bakımından şanslı bir görünümde olan Erzurum İli'nin bakır varlığını İspir ve Pasinler çevresindeki damarlar oluşturmaktadır. Zaman zaman üretim yapılmış olan damarlardan bir başkası da, Şenkaya ilçesi yakınlarındaki bakırlı pirit yataklarıdır. Tuz ise Aşkale, Çat, Hınıs, Narman, Şenkaya, Tekman ve Tortum ilçelerinde çıkarılmaktadır. Erzurum İli'nin önemli yeraltı zenginliklerinden olan 51 milyon ton toplam rezervli Linyit ise, Merkez ilçe, Aşkale, Hınıs, Horasan, İspir, Oltu, Tortum ve Pasinler dolaylarında yer almakta, bu damarların bir bölümünde üretim yapılmaktadır.

     İlin öteki madenleri arasında Oltu'daki manganez, Aşkale'deki çimento hammaddesi manyezit, Pasinlerde'ki Tuğla-Kiremit hammaddesi sayılabilir.


Oltu Taşı

     Erzurum kuyumculuğu ve Oltu Taşı işlemeciliği ile ünlüdür. Yarı değerli taş olan Oltu Taşı (kehribar) Erzurum'a özgüdür Altın ve gümüş ile birlikte Oltu Taşından kadınlar için bilezik, gerdanlık, broş, küpe, saç tokası ve tarağı yapılırken, erkekler için tespih, ağızlık, yüzük, vb. eşyalar imal edilmektedir. Bu ürünlerin satıldığı yer Rüstem Paşa Bedesteni'dir. Taşhan olarak ta adlandırılan bu eser Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafında yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır.

ÖNEMLİ ŞAHSİYETLER

A-CUMHURİYET ÖNCESİ:

     1-Kadı Mustafa Darir: 14. yy.’ da yaşamış kör bir şairdir.
2-Nef’ i: Divan edebiyatının hiciv ustası olarak bilinir. Hasankale doğumludur. 1635’ de ölmüştür.
3-Erzurumlu İbrahim Hakkı (1703 – 1780): Tasavvufi alanda şöhret yapan bir bilgindir.
4-Emrah (1799 – 1860): 19. yy.’ da yaşamış Erzurumlu bir halk şairidir.
5-Erbabi (1805 – 1885): Erzurumlu bir halk şairidir.
6-Lezgi (1791 – 1847): Erzurum’ lu bir şairdir.
7-Havasi (1827 – 1892): Halk şairidir.
8-Sümmani (1860/62 – 1915): Erzurum’ un Narman İlçesi’ ne bağlı Samikale Köyü’ nde doğmuştur. Halk şairidir.
9-Erzurumlu Zihni (1730? – 1795?): 18. yy.’ d yaşamış bir şairdir.
10-Ketencizade Mehmet Rüşdi Efendi (1834 – 1916): Tasavvuf ehli bir alim ve şairdir..
11-Sadullah Paşa (1838 – 1891): 1853’ de Maliye Varidat Kalemi’ ne Kalemi’ ne memur olarag girdi. Üç yıl sonra Sedaret Terceme Odası’ na ve burada 10 yıl çalıştıktan sonra da Mezahib Kalemi’ ne tayin edildi. 1868’ de Şura-yı Devlet Maarif Dairesi Baş muavinliğine, 1869’ da Şura-yı Devlet Üyeliğine ve 1870’ de ise, Baş Kitabeti’ ne getirildi. Pek çok rütbe ve nişan aldı. En son, 1883’ de Viyana Büyükelçiliği’ ne atandı.
12-Rüştü Mehmed Efendi( ? – 1820): 18. yy.’ ın ortalarında Erzurum’ da doğmuştur. İlk görevi, Divan Efendiliği olmuş ve çeşitli memuriyetlerde bulunmuştur. Daha sonra, Vezir rütbesi almış, “Rikab-ı Hümayun Kaymakamlığı” görevine yükselmiştir. Sofya Valisi bulunduğu sırada 1820 yılında Sofya’ da vefat etmiştir.
13-Siraci(? – 1890?): Erzurum’ lu bir şairdir.

B-CUMHURİYET SONRASI:

     1-Kemalettin Kami Kamu (1901 – 1948): 1933 yılında Anadolu Ajansı muhabiri olarak gönderildiği Fransa’ da 5 yıl kaldı. Orada Siyasal Bilgiler okudu. Dönüşünde Rize milletvekili oldu(1939). İki dönem (1943 ve 1946) Erzurum milletvekili olarak parlamentoda görev yaptı. Yazdığı şiirler, Mütareke yıllarında Büyük Mecmua’ da (1919-1920), Milli Mücadele’ den sonra Dergah’ ta (1921), daha sonraları ise, Varlık (1933-1934) ve Oluş (1939) dergilerinde yayımlandı.
2-M. Lütfi Efe (1868 – 1956): Mutasavvıf şairdir. Türbesi, Pasinler’ in Avlar köyündedir.
3-Mümtaz TURHAN (1904 – 1969): Erzurum’ un Horasan İlçesi’ nde doğmuştur. Deneysel Psikoloji alanında dünyaca şöhrete erişmiş bir bilim adamıdır.
4-Ziyaeddin Fahri FINDIKOĞLU (1901 – 1974): Erzurum’ un Tortum İlçesi’ nde doğmuştur. Sosyoloji, hukuk, iktisat ve folklor alanında bilimsel çalışmaları olan bir bilim adamıdır.
5-Cevat DURSUNOĞLU (1892 – 1970): Milli Mücadele yıllarında Atatürk’ ün yanında yer almış Erzurumlu şahsiyetlerden biridir.
6-Rıfkı Salim BURÇAK (1913 – 2000): Erzurum’ a önemli hizmetler vermiş, Atatürk Üniversitesi’ nin kuruluşunda büyük emekleri olmuş, milletvekilliği ve bakanlık yapmış bir bilim adamıdır.
7-Osman ARI (1918 – 1997): Osman ARI, sonradan Erzurumlu olan şairlerden birisidir. Erzurum’ seven, Erzurum’ a hizmet eden, ayrı kaldığı zamanlarda ise, Erzurum “özlem” ini dizelere döken ve kendi ifadesiyle “yüreğinden veren” bir gönül adamıdır. Onu Erzurumlu kılan en önemli çalışması, kuşkusuz “Erzurum Kalesi Sabahı Bekliyor” adlı destansı şiir kitabıdır.
8-Sırrı AKATAY (1916 – 1982): Aşkale’ de doğdu. Türkçe ve Edebiyat Öğretmenliği yapan AKATAY, Erzurum’ lu bir şairdir.
9-Neccar (Sadrettin ÖZYAPAR) – (1893 – 1982): İstiklal Savaşı’ na katılıp Şeref Madalyası kazanmış bir gazi ve şairdir. Şiirlerinde aruz ve hece veznini kullanmıştır. Ama daha çok heceyle yazmıştır. Dolayısıyla şiirlerinde hem divan şiirinin ve kem de, aşık şiirinin etkileri görülmektedir. Neccar’ ın şiirlerini, İbrahim ALANKA derlemiş ve “Gülzar-ı Aşıkan / Neccar Divanı” adıyla yayımlamıştır.
10-İhsan YAVUZER (1890 – 1966): 23 Ağustos 1890’ da Erzurum’ da doğdu. Babası, Kolağası İbrahim Efendi’ dir. Rüştiyeyi Van’ da okumuş, Askeri İdadi sınavını kazanıp, 1907 yılında Harbiye öğrencisi olmuştur. Teğmen rütbesiyle mezun olup, İşkodra Bölük Komutanlığı’ na atanmış, Balkan, 1. Dünya ve İstiklal Savaşlarına katılmıştır. İstanbul’ da Barut Fabrikası, Zeytinburnu Silah Fabrikası ve Askeri Fabrikalar Grup Müdürlüklerinde görev yapmıştır. O yıllarda “Dadaş Albay” lakabıyla ünlenmiştir.
11-Nurettin TOPÇU (1909 – 1975): Topçuzade Ahmet Efendi’ nini oğludur. 6 yaşında İstanbul Bezmi Alem Valide Sultan Mektebinde tahsile başladı. İstanbul Vefa Lisesi’ nden mezun oldu. O zamanki adıyla Avrupa Tahsil Sınavını kazanan TOPÇU, 1928’ de Fransa’ ya gönderildi. Sorbon Üniversitesi’ nden 1. likle mezun oldu. Aynı üniversitede doktorasını yaptı. 1934’ de Türkiye’ ye döndü. İstanbul Galatasaray, Haydarpaşa ve Vefa Liseleri ile, İzmir ve Denizli Liselerinde Felsefe Öğretmenliği yaptı. Türk kültür hayatında önemli yeri olan “Hareket” Dergisini çıkardı. Fikir ve düşünce faaliyetlerinin içinde yer aldı. Tasavvufi yönü çok kuvvetliydi. 1974’ de Vefa Lisesi’ nden emekli oldu. 10 Temmuz 1975’ de İstanbul’ de vefat etti. Yayımlanmış 50’ nin üzerinde eseri bulunmaktadır. Yarınki Türkiye, Varolmak, Kültür ve Medeniyet, Fetih, İsyan Ahlakı(Sorbon Üniversitesi’ ndeki doktora çalışması), Mevlana/Yunus Emre/M. Akif, eserlerinden bir kaçıdır.
12-Şükrü Paşa: Erzurum Merkez’ e bağlı Sığırlı Köyü’ nde dünyaya gelmiştir. Türk tarihinde ismi hep ön planda olan bir şahsiyettir. Edirne Müdafiidir.
13-Ömer Nasuhi BİLMEN (1884 – 1971): Erzurum’ un Salasor Köyü’ nde doğdu. Hocalık vazifesine 1928 yılında Darü’ l Hilafetül Aliye Medresesinde Fıkıh Müderrisliği ile başladı. Daha sonra, Mahkeme-i Temyiz Şeriye Dairesi Heyet-i Telifiye azalığına, müteakiben, Meclis-i Tetkikiye-i Şeriye azalığına, oradan da İstanbul Fetvahanesi müsetviliğine tayin edildi. 1943 yılında İstanbul Müftülüğüne getirilen BİLMEN, on yedi yıl bu görevde kaldı. 1960 senesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’ na getirildi. Darüşşafaka Lisesi’ nde öğretmenlik de yapan BİLMEN, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’ nde uzun yıllar kelam dersleri okutmuştur. Son devrin yetiştirdiği en büyük din alimi, 12 Ekim 1971’ de vefat etti.
14-Hüseyin Avni ULAŞ (1887 – 1948): Erzurum’ un Kümbet Köyü’ nde doğdu. 1918’ de Bitlis ve Kars’ ın kurtuluşuna katıldı. Erzurum Kongresi’ ne Beyazıt Mümessili seçildi. Kongre’ de “Evliye-i Selase” üzerine “Rapor” hazırlayanların başında idi. Erzurum’ dan son Osmanlı Meclisi Mebusanı’ na seçilip, Milli Misak’ ı imzaladı. Sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi 1. Dönem Milletvekilliğine seçildi.
15-Süleyman Necati BEY (1890 – 1944): Kiğı’ da doğdu. 1912’ de Kiğı’ dan Erzurum İl Genel Meclisi’ ne aza seçildi. Kısa zaman sonra Erzurum Numune Mektebi Müdürü oldu. Aralık 1919’ da Son Osmanlı Meclisi’ ne Erzurum Meb’ usu seçilerek İstanbul’ gitti. Misak-ı Milli’ mizin hazırlanmasında emeği geçti. 16 Mart 1920’ de İstanbul’ un resmen işgali üzerine, Hüseyin Rauf Bey ve küçük kardeşi Necip Bey ile birlikte Anadolu’ ya geçerek, 1. Meclis’ e katıldı ve Yeni Hükümetin ilk Matbuat Müdürü oldu. 1937 yılında Zonguldak’ tan milletvekili seçilen Süleyman Necati Bey, 1944’ de İstanbul’ de vefat etti.
16-Cemal GÜRSEL (1895 – 1966): Erzurum’ da doğdu. Erzincan Askeri Rüştiyesi ve Kuleli Askeri İdadisi’ ni bitirdikten sonra, Harp Okulu’ na girdi. 1. Dünya Savaşı sırasında asteğmen rütbesiyle Çanakkale cephesinde ve üsteğmen rütbesiyle Filistin cephesinde savaştı. 1918’ de İngilizlere tutsak oldu. Mütareke’ den sonra İstanbul’ döndü. Kurtuluş Savaşı’ nda Anadolu’ ya geçen GÜRSEL, İnönü Savaşlarına ve Büyük Taarruz’ a katıldı. Savaştan sonra, yarım kalan Harp Okulu öğrenimini tamamlayarak Harp Akademisi’ ne girdi. Harp Akademisi’ ni de bitiren GÜRSEL, Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin her kademesinde yaptığı başarılı görevlerden sonra 1957’ de Orgeneralliğe yükseldi ve 1958’ de Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ na tayin edildi. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi ve Devlet Başkanlığı görevinde bulunan GÜRSEL, 1961’ de Cumhurbaşkanı seçildi. 14 Eylül 1966’ de Ankara’ da vefat etti.

Hazırlayan : Hüseyin Fahrettin ALBAYRAK

<< Geri

Ana Sayfa | Atatürk Köşesi | Mareşal Fevzi Çakmak | Erzurum | MEB | MEBBİS | e-OKUL | İletişim
©2006 T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Tüm hakları saklıdır.
WebMaster: Hüseyin ALBAYRAK
ADRES : Aşağı Sanayii Mahallesi | Telefon : 0442 242 94 61 | FAX : 0442 243 01 11 | E-Posta:968916@meb.gov.tr