Tarihin ilk dönemlerinden beri bir yerleşim yeri olan Erzurum, günümüzde de Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük kentlerinden birisidir. Bu bölge tarih boyunca; Urartular, Kimerler, İskitler, Medler, Persler,Partlar, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar ve Safaviler, gibi çok çeşitli kavimler ve milletler tarafından zapt ve idare edilmiştir.1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar Türkiye Cumhuriyetinin Kurulduğu 1923 yılına kadar burada hüküm sürmüşlerdir. Erzurum ve çevresine hakim olan büyük şahsiyetler arasında Büyük İskender ve Timur'u sayabiliriz. Bölgenin savunmasında şehrin fonksiyonu coğrafi yapısı ile yakından ilgilidir. Zira şehir Doğudan gelebilecek saldırılara karşı kolayca savunulabilecek bir yerde kurulmuştur. 20. Yüzyılın başlarında Batının süper güçlerine karşı girişilen mukavemet hareketi Atatürk'ün liderliğinde Erzurum'da başlamıştır. Atatürk milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı kongreyi 23 Temmuz'da burada toplamıştır.
Şehirde Yukarıda bahsedilen kavim ve milletlere ait bir çok tarihi eser bulunmaktadır.Bunların bir çoğu bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. Şehrimize doğal güzellik katan bu eserlerin yanı sıra keşfedilmeyi bekleyen doğal güzellikler de mevcuttur.
Coğrafi Konumu:
Anadolu'da deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikteki tek büyük yerleşim yeri olan Erzurum yüksek bir yaylanın güney batı bölümünde yer alır. Yerleşme alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde bulunur. Bölge kuzeyde Dumlu, güneyde Palandöken dağları ile çevrilmiştir. Buradan geçen İpek Yolu ve verimli ovaları bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu arada yer yer şiddetli depremlere maruz kalan şehir ve çevresi önemli ölçüde zarar görmüştür.
Türkiye'nin en şiddetli iklimi bu bölgede hüküm sürer Baharları yağışlı , yazları sıcak ve kurak geçer , kışları soğuk ve karlıdır. Yıllık ortalama sıcaklık 6 derece, en soğuk ay ortalaması -8,3 derece'dir. En sıcak ay ortalaması 20.2 derece'dir. Yılın yaklaşık 220 günü boyunca ortalama sıcaklık 8 derce'nin altında seyreder. Yıllık yağış ortalaması 460.5 m2 olarak kaydedilmiş olup yağışlar düzensizdir. Nisbi nem %60.3 dür. İlin toplam nüfusu 1990 sayımına göre 848.201 dir. Şehir ve banliyölerinde oturan nüfus 362 bin civarındadır. Arazinin %20 si tarıma elverişlidir. Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Erzurum'un jeolojik yapısından dolayı bölgede bir çok kaplıca mevcuttur. Bu kaplıcalardan en önemlileri Ilıca (15 km) Hasankale (38 km) ve Soğukçermik (60 km) kaplıcalarıdır. Bu kaplıcalar romatizma, siyatik ve çeşitli kadın hastalıkları tedavisi için tavsiye edilmektedir. Bu kaplıca merkezlerinde konaklamak için otellerde mevcuttur.
Mutfağı:
Anadolu'nun her yöresinin kendine ait yöresel bir mutfağı vardır. Erzurum'da zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Bunlardan lor dolması, kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ kebabı bu mutfağın baş yemekleridir. Erzurum'a yolu düşenlere bu yemekleri, özellikle meşhur Tortum Cağ kebabını tatmalarını özellikle tavsiye ederiz.
Halk Oyunları:
Erzurum'da oynanan halk danslarına Bar denir. Bar' ın tarihçesi çok eskilere Orta Asya' da Altay kavimlerine kadar uzanır. Erzurum halk oyunlar erkek ve kadınlarca ayrı ayrı oynanır.
Atatürk Üniversitesi halk oyunları ile Erzurum halk oyunlar ve türküleri derneği bar ekibi çeşitli uluslararası halk dansları festivallerinde birincili ödülleri almışlardır. Bar oyunu mertlik ve yiğitlik sembolüdür. Erzurum ayrıca zengin bir halk türküleri kaynağına sahiptir.
Erzurum El Sanatları / Oltu taşı
Erzurum kuyumculuğu ve Oltu Taşı işlemeciliği ile ünlüdür. Yarı değerli taş olan Oltu Taşı (kehribar) Erzurum'a özgüdür Altın ve gümüş ile birlikte Oltu Taşından kadınlar için bilezik, gerdanlık, broş, küpe, saç tokası ve tarağı yapılırken, erkekler için tespih, ağızlık, yüzük, vb. eşyalar imal edilmektedir. Bu ürünlerin satıldığı yer Rüstem Paşa Bedesteni'dir. Taşhan olarak ta adlandırılan bu eser Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafında yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır.
Bazı Tarihi Mekanları
ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE : Selçuklu Sultanı Alaaddin KeykubaD'ın kızı Hüdavent Hatun tarafından 1253'de yaptırılmıştır. Çifte Minareli Medrese iki katlı ve açık avlulu olanlarının en büyüğüdür. Çini ve rölyef süslemeleri ne yazık ki yarım kalmıştır. Taç kapısı kabartma süslemeleriyle Selçuklu tarzının en güzel örneklerinden biridir. Bugünkü durumuna 13. yüzyıl sonlarında geldiği anlaşılmaktadır.
ERZURUM KALESİ ve SAAT KULESİ : Yaklaşık 2000 m. yüksekliğindeki bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan İç kale 5. yüzyılda Roma imparatoru Teodosyus tarafından yaptırılmıştır. Son zamanlara kadar Türkler tarafından kışla olarak kullanılmıştır. Kale mescidi ve Saat kulesi Türk mimari döneminin ilk örnekleri olmaları bakımından önem taşır. Tepsi minare olarak ta adlandırılan kale orta çağlarda gözetme kulesi olarak kullanılmıştır.Osmalı mimarisinin barok çağında saat kulesine çevrilmiştir. Kale mescidi ise 1132-1134 yılları arasında hüküm süren Abdul Muzafferuddin Gazi tarafından yaptırılmıştır. Tek büyük bir kubbe ile örtülen mescit geleneksel Türk mimarisinin özelliklerini taşır.
LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ : Merkez kubbe ile örtülü klasik Osmanlı camilerinin tipik bir örneğidir. Kıbrıs fatihi olan ve 1562 yılında Erzurum’da 13 ay Beylerbeyi görevinde bulunan Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesinlikle bilinmemekle birlikte mimari özellikleri bakımından Mimar Sinan'ın eseri olduğu söylenir.
ÜÇ KÜMBETLER : Üç Kümbetler'den sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olanının Saltuklu Devleti'nin kurucusu Emir Saltuk'a ait olduğu tahmin edilmektedir. Tamamiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisinin ise kimlerin mezarı olduğu bilinmemektedir. Bunlar Türkler'e ait kümbetler arasında plan, malzeme ve süsleme yönünden ayrı bir önem taşımaktadır.
YAKUTİYE MEDRESESİ : Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan ve ilhanlılar döneminden kalan Yakutiye Medresesi 1310 yılında Sultan Gazan ve Horasanlı Bulga Hatun'un yardımlarıyla Hoca Cemaleddin Yakut tarafından yaptırılmıştır.
RÜSTEMPAŞA BEDESTENİ (TAŞHAN) : Mumtazam kesme taştan yapılmış olan Rüstem Paşa Bedesteni, iki katlıdır.Kanunu Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstempaşa tarafından yaptırılmış olan bedesten 1970 yılında restore edilmiştir.Menderes Caddesi üzerinde bulunan ve halk arasında Taşhan diye adlandırılan bedestenin üst katlarında Oltu taşı işlemecileri faaliyet göstermektedir.Alt katlarında ise, çeşitli iş yerleri bulunmaktadır.Erzurum'da Rüstempaşa Bedesteni'nin dışında Gümrük Hanı, Cennetzede Hanı, Kamburoğlu Hanı, Hacı Bekir Hanı bulunmaktadır.
AZİZİYE ANITI : Erzurum'un 10 km kuzeydoğusunda Top dağında, Aziziye Tabyası önündedir. 1877' de Ruslara karşı yapılan savaşın anısına 1952 de dikilmiştir. Anitta Aziziye şehitlerinin anisini canlandıran kabartmalar vardır. Bu anıtın arkasında 1877 Rus savasında bir erkek gibi savaşan Türk kadını Nene Hatun'un mezarı bulunur.
CAMİİ VE TÜRBELER : Erzurum, yenisiyle, eskisiyle bir camiler ve türbeler şehridir.Hemen her sentte birkaç camie, ya da türbeye rastlamak mümkün.
Kentin en büyuk camisi Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Ulucami'dir.1179 yılında Saltuklu Hükümdarı Nasrettin Muhammed tarafındanj yaptırıldığı sanılan cami, 1629, 1787, 1860 ve 1965 yıllarında onarımdan geçmiştir.
Erzurum'daki diğer tarihi camiler şöyle sıralanır:
Muratpaşa Camii (1573) ,
Gürcükapı Camii (1608) ,Boyahane Camii (1621) ,Caferiye camii (1645) ,Kurşunluoğlu Camii (1700) ,Pervizoğlu Camii (1716) ,Dervişağa camii (1717) ,Gümrük Camii (1718) ,Bakırcı Camii (1720) ,Narmanlı Camii (1738) ,İbrahimpaşa Camii (1748) ,Şeyhler Camii (1771) ,Cennetzade Camii (1785).
Camilerin dışında Erzurum'un Türbe mevkiinde Abdurrahman Gazi, Tebrizkapı Semti'nde Ebe İshak, Taşmağazalar'da Habip Baba, Tuzcu Köy'ünde Hacı Haşıl türbeleri ziyaret edilebilir.